Forum Kapsam  
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Forum Kapsam > ..::Kültür-Sanat-Eğitim-Ülkeler::.. > Eğitim-Öğretim
Sayfaya güncelle Türk Edebiyatında Çanakkale Savaşları(Ödev Konusu)
Eğitim-Öğretim Bu bölümde önemli dersler hakkında sorularınızı sorabilir ve bulabilirsiniz. Ödev yayınlayabilir ve bulabilirsiniz

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21.12.07   #1
Şahin
Şahin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Şahin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üye No: 2
Üyelik Tarihi: 03.12.07
Nerden: Bursa
Konular: 5336
Mesajlar: 8.778
Teşekkür Sayısı: 2.449
Teşekkür 2.616 Kez 2.004 Konusuna
Rep Gücü: 77
Rep Puanı: 2132
Standart Türk Edebiyatında Çanakkale Savaşları(Ödev Konusu)

TÜRK ROMANINDA
ÇANAKKALE SAVAŞI
Ramazan GÜLENDAM
Yrd. Doç. Dr.; Onsekiz Mart Üniversitesi
ÇANAKKALE


1.0. Giriş1
93 Harbi, Yemen, Balkan Harbi, Seferberlik ve Çanakkale gibi tek kelime ile ifade edilen bazı tarihî olaylar, hem fertlerin hayatını hem de toplumu derinden sarsmışlardır. Etkileri çok uzun zaman devam eden bu savaşlar, o kadar derinden yaşandığı halde, sanat eserlerimizde geniş ölçüde işlenmemişlerdir. Bu durum, gerçekten şaşırtıcıdır. Savaş (Harp) edebiyatının, savaşı hayatının bütün safhalarında yaşamış olan Türklerde çok az olması da ayrıca incelenmesi gereken bir konudur. Bütün dünyada savaş ve savaşın yarattığı psikoloji, derinlemesine işlenirken; bizim geçirdiğimiz -yukarıda adlarını saydığımız- tecrübelerimizi sanat eserlerimize yansıtamayışımızı Yahya Kemal Beyatlı, “ Edebiyatımız Niçin Cansızdır? ” adlı yazısında şöyle ifade eder: “ Büyük harbde, on cephemizin ateşinde hazır bulunmuş çok güzîde ve edebiyat meraklısı bir askerimizin elinde bir gün Çanakkale destanımıza dair Fransızca, maruf bir eserimizi gördüm; yine bize dair ve yine Fransızca olmak üzere, buna benzer daha kitapları vardı. Bunu görünce kalbimde bir acı hissettim. Döktüğümüz kanın bile manzarasını Fransızca'dan seyretmeye mahkûmuz, dedim. Bizim harb cephelerimiz, edebiyatımızda binbir safhalarıyla yokturlar, demek ki çok eski harblerimiz gibi bunlar da, seneler geçtikçe unutulacaklardır. Bunun bir sebebi vardır; bizim edebiyatımızda harb hatıraları belirmiş bir nevî değildir. ”2
1911-1918 yılları arasında, birbiri ardına çıkan Trablusgarb, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları, Osmanlı Devleti'ni ve dolayısıyla Türk varlığını büyük tehlikeye atan savaşlar dizisidir. Çok derinden yaşanmış, hemen her Türk ailesinin de hayatında iz bırakmış olan bu savaşların edebiyatı henüz yoktur. Savaşanlar neler yaptıklarını ve yaşadıklarını yazmamışlar, yazarlarımız da harp edebiyatına fazla ilgi göstermemişlerdir. Daha doğrusu, savaşlar başlayınca; gür sesli ama derinliği olmayan, geçici, hamasî bir edebiyat canlanmış; sonra unutulmuştur. Bu tecrübelerin sıcağı sıcağına sadece halk türkülerine yansıdığını söylemek yanlış olmaz.

Şiirde Çanakkale
Millî Mücadelemizin dayandığı en kuvvetli zemin sayılan ve insanlık adına büyük bir dram olan Çanakkale Savaşı, Türk ve dünya tarihi açısından çok önemli sonuçlara neden olmuş bir olaydır. Modern Türkiye'nin oluşumunda ve Türk kimliğinin yerleşmesinde büyük pay sahibi olduğu için Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan bu savaş, savaşa katılan İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin edebiyatlarında olduğu gibi, Türk şiiri, tiyatrosu, hikâyesi ve romanında da -yeterince olmasa da- tema olarak yerini almıştır. Bu savaş, bizim edebiyatımızda öncelikle şiirlere konu olmuştur. Ziya Gökalp, Enis Behiç Koryürek, Faik Ali, Mehmet Âkif, Necmeddin Halil Onan, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Abdülhak Hamid Tarhan gibi birçok şair, bu destanı şiirleştirmeye çalışmıştır. Ne var ki burada ilginç bir noktaya dikkat çekmek yerinde olacaktır; Çanakkale cephesinde savaştığı halde, nedendir bilinmez, ünlü şair Ahmet Haşim'in bu savaşla ilgili bilinen tek mısraı yoktur. Çanakkale Savaşı'nın şiirimize yansımasını, Ömer Çakır, 1996 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde hazırladığı “ Türk Şiirinde Çanakkale Muharebeleri ” başlıklı yüksek lisans tezinde -ki bu çalışma daha sonra kitaplaştırılmıştır- kapsamlı bir şekilde ele almıştır.
Tiyatroda Çanakkale
Çanakkale Savaşı'nın tiyatromuzda da ufak tefek yansımaları görülmüştür ki bunlar, öyle elle tutulur eserler değildir. Abdülhak Hamid Tarhan'ın Yadigâr-ı Harb 'ı (1918), Reşad adlı tanınmamış bir yazarın Çanakkale Muharebesi (1925) adlı oyunu, Mithat Cemal Kuntay'ın Yirmi Sekiz Kanûn-ı evvel. Çanakkale Hakkında Manzum Piyes (1918) başlıklı çalışması ve Lütfi Özdemir'in Çanakkale 'si (1955) bu tiyatro eserlerinden en önemlileridir.
Roman ve Hikâyede Çanakkale
Bu savaş, 1990 yılına kadar, bazı roman ve hikâyelerde sadece bir fon olarak kullanılmıştır. Bu tarihe kadar yazılan bazı roman ve hikâyelerin kahramanlarının ya kendileri Çanakkale'de savaşmıştır veya yakın çevrelerinden birilerinin bu savaşla ilgili anıları vardır. Örneğin, Halide Edip'in Ateşten Gömlek , Kalb Ağrısı ve Zeyno'nun Oğlu romanlarında Çanakkale, Millî Mücadele ile birleşir. Yakup Kadri'nin çöküş dönemini anlatan romanlarında Çanakkale, çöküş içindeki dirilişi temsil eder. Yaban romanının kahramanı Ahmet Celâl, kolunu Çanakkale'de kaybetmiştir. Kiralık Konak 'ın şair kahramanı Hakkı Celis, gönüllü olarak askere gider ve binlerce genç Türk aydını gibi Çanakkale'de kalır. Reşat Nuri'nin roman kahramanlarından birçoğu Çanakkale'ye gitmiştir. Ayrıca Reşat Nuri, bazı parçaları yayımlanmış olan Mehmetçik (1927) adlı romanında, Çanakkale'de yaralanmış, Haydarpaşa hastahanesinde tedavi edildikten sonra, ayağı sakat kaldığı için hastahane hizmetine alınmış bir Mehmetçik'in hikâyesini anlatır.
Hüseyin Rahmi'nin, Aka Gündüz'ün, Peyami Safa'nın, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ve diğer bazı romancılarımızın eserlerinde ise, içinde Çanakkale Savaşı'nın da yer aldığı Birinci Dünya Savaşı yıllarının cephe gerisi, maddî sıkıntılar ve onların yol açtığı ahlâk düşkünlüğü dile getirilir. Sözgelimi, Tanpınar'ın Sahnenin Dışındakiler adlı romanında bu konu, savaş yıllarının başka meseleleriyle birlikte başarıyla işlenmiştir. Yine Peyami Safa'nın Mahşer romanının kahramanı, Çanakkale'den dönen Nihad'dır.
Halide Edib, Çanakkale ile ilgili yazılmış ilk hikâyenin sahibidir: Işıldak'ın Rüyası (1914). Halide Edib, az önce belirttiğimiz gibi, daha sonraki roman ve hikâyelerinde de sık sık Çanakkale'yi anar. Bir röportaj-hikâye olan Seyyid Onbaşı (1921) bunlardan biridir.
Kendisi de bir asker olan ve Çanakkale'ye savaş sırasında giden bir grup edebiyatçının arasında da bulunan Ömer Seyfettin, konusunu Çanakkale'nin teşkil ettiği dört hikâye yazmıştır: Müjde , Çanakkale'den Sonra , Kaç Yerinden? , Bir Çocuk Aleko .
Çanakkale'de bizzat savaşmış olan yazarımız Fahri Celâl Göktulga da, hatıralarına dayanarak, konu ile ilgili iki hikâye yazar: Mustafa'nın Hilesi (1918) ve Düşmana İpucu Veren Eşşekler .
Ayrıca ünlü hikâyecimiz Kenan Hulûsi Koray, bazı hikâyelerinde Çanakkale Savaşı'ndaki kahramanlık sahnelerini çok beşerî bir planda işlemiştir. Burmalı Apolet adlı hikâye, bunlardan en bilinenidir.
Ancak Çanakkale destanını yaratanlar, onları anlatacak romancıyı 1990 yılına kadar yetiştirememiştir.
1.1. Çanakkale Romanları
Türk Edebiyatı'nda roman türünün olgunlaşma döneminin geç yaşanması, Türk milletinin tarihinde tarihe altın harflerle yazılacak birden çok olayın var olması, Çanakkale Savaşı'nın hemen ardından Millî Mücadele'nin yaşanması ve romanın çok kısa bir sürede millî duygu ve düşünceleri yansıtmaya elverişli bir tür olmayışı gibi etkenler, yukarıda vurgulandığı gibi, bu savaşın Millî Mücadele'yi konu edinen romanlarda sadece bir “fon” olarak kullanılmasına sebep olmuştur.
Çanakkale Savaşları'nın müstakil olarak ele alındığı ilk roman, Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun üç ciltlik Ve Çanakkale ( Geldiler, Gördüler, Döndüler ) (1990) adlı romanıyken konuyla ilgili yazılmış romanların en güzeli sayılabilecek Mehmet Niyazi Özdemir'in Çanakkale Mahşeri (1998), bu konuyu ele alan ikinci roman olmuştur. Serpil Ural'ın gençler için yazdığı Şafakta Yanan Mumlar 'ı (1998) ve Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu 'su ise savaş gerçeğini bir kurmaca içerisinde aktaran ve Çanakkale Savaşı'nı konu edinen diğer romanlardır. Bu yazıda, adı geçen dört roman, “teknik” açıdan ve “tarihî gerçeklik” açısından karşılaştırılacaktır.
1.1.a. Olay Örgüsü
Çanakkale Savaşları ile ilgili olarak Mustafa Necati Sepetçioğlu, Mehmed Niyazi Özdemir, Buket Uzuner ve Serpil Ural'ın kaleme aldığı dört romandan Çanakkale Mahşeri ile Ve Çanakkale ( Geldiler, Gördüler, Döndüler ) adlı roman serisi, tarihî gerçekliği ele alan ve bu tarihî gerçeklik içerisinde olay örgüsünü kurgulayan eserlerdir. Bu romanlarda savaş esnasında yaşanan olaylar ve bu olaylarda yer alan kahramanlar dönemin tarihî ve sosyal şartları içerisinde ele alınmıştır.
Çanakkale Mahşeri ve Ve Çanakkale , her iki yazar tarafından uzun bir çalışma ve araştırma sonucu yazılmıştır. Bu romanlarda Çanakkale Cephesi'nde yaşanan acı-tatlı olaylar, mücadeleler ve inanç; bir kurgu içerisinde verilmiş, ancak bu kurgu, romanın tarihî gerçekliğini zedelememiştir.
Tarihî gerçekliği ve bu gerçekliğe bağlı kalmayı temel ilke edinen iki yazar da Çanakkale Savaşı'nın tarihî gelişimini dikkatli bir şekilde eserlerine yansıtmıştır. Her iki eserde de küçük bir dikkat ve tarihî bir bilgi birikimi ile tarihe sadakatle yazılmış olan bu olayları bulup çıkarmak mümkündür.
Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu adlı romanı ile Serpil Ural'ın Şafakta Yanan Mumlar adlı eseri ise, tarihî gerçekliği yani Çanakkale Savaşı'nı bir fon olarak kullanıp Çanakkale Savaşı'nı bir hareket noktası olarak kabul etmişlerdir. Çanakkale Mahşeri ve Ve Çanakkale romanları bu savaşı ayrıntılarıyla ele alırken bir kurgu çalışması olan bu son iki roman, bu savaşa ayrıntılarıyla girmemiştir.
Bu romanlar içerisinde Çanakkale Savaşı'nı tüm ayrıntılarıyla ele alan Çanakkale Mahşeri 'dir. Çanakkale Savaşı'nın başlaması, deniz savaşları ve kara savaşları olarak devam etmesi, cephe gerisinde yaşananlar, savaşın sosyal yankıları ve savaşın son buluşu gibi tüm gelişim seyri, bu kitapta mevcuttur. Ve Çanakkale romanı da benzer özellikler gösterirken savaşın askerî boyutu Çanakkale Mahşeri romanında daha baskındır. Benzer özellikler gösteren her iki romanda da küçük vak'a halkaları oldukça fazladır. İki roman da * * * işaretiyle bölümlere ayrılmış ve bu bölümler hâkim anlatıcı tarafından bir kameraman edasıyla aktarılmıştır. “Millî tarih şuuru” vermeyi ön planda tutan bu eserlerde olaylar, tarihî bir seyir içerisindedir ve her noktada maneviyatla birleşir.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında ise mektuplar vasıtasıyla tarihe dönüş ve tarihi, verilmek istenen “hümanist” düşünceyi aktarabilecek bir fon olarak kabul ediş söz konusudur. Her iki yazar da eserinde gençlere evrensellik şuuru kazandırmayı hedeflemiştir. Ve bu eserlerin de genelinde bir mesaj söz konusudur.
Çanakkale Mahşeri ve Ve Çanakkale , bu nedenlerden dolayı tarihî roman kategorisi içinde yer alırken Şafakta Yanan Mumlar ve Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanları, mektuplar aracılığı ile tarihe uzandıkları için şâhidi oldukları dönemleri anlatan romanlar kategorisindedir.3
1.1.b. Anlatıcı ve Bakış Açısı
Ve Çanakkale , Çanakkale Mahşeri , Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarının tümünde de 3. şahıs anlatıcılar kullanılmıştır; romanlarda genel olarak “hâkim bakış açısı” görülür.
Ve Çanakkale roman serisi ve Çanakkale Mahşeri romanlarının Çanakkale Savaşı'nı, bu savaşların tarihî gelişimini, sosyal ve askerî etkilerini konu edinmesi; yazarın savaşı tüm yönleriyle esere aktarmak istemesi, bu iki romanda da 3. şahıs tanrıbilici anlatıcının ve “hâkim bakış açısı”nın kullanılmasını gerekli kılmıştır. Her iki romanda da anlatıcı her şeyi bilen, gören ve okuyucuya aktaran durumundadır. Zaman zaman her iki anlatıcının da esere müdahaleci tavrı görülür.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında da anlatıcı, tanrıbilicidir; ancak diğer romanlara nazaran bu romanda iki farklı bakış açısı kullanılarak eserde konunun dünü ve bugünü yansıtılmıştır. Bu bakış açılarından biri, tanrıbilici anlatıcıya aitken, diğeri Beyaz Hala'nın bakış açısıdır. Dolayısıyla eserde, karakter sınırlı ve hâkim olmak üzere iki farklı bakış açısı söz konusudur.
Şafakta Yanan Mumlar romanında ise yazar her ne kadar farklı bakış açıları yaratmaya çalışsa da eserde tek bir bakış açısı vardır ki o da, “hâkim bakış açısı”dır. Çünkü, eserde Peggy ve Zeynep'in bakış açılarına yer verilmeye çalışılsa da bu karakterlerin yaşlarına ve sosyal durumlarına göre konuşturulmamaları, bakış açısını sınırlamıştır.
Romanlarda en çok dikkat çeken yön, anlatım teknikleridir. Dört romanda da mektuplara, montaj tekniğine ve iç çözümleme tekniğine başvurulur. Mektuplar, bir taraftan esere gerçekçi bir hava ve bakış açısı zenginliği katarken diğer taraftan geriye dönüşleri sağlayarak eserlerin hacmini de genişletir.
1.1.c. Şahıs Kadrosu
Çanakkale Mahşeri , Ve Çanakkale , Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında şahıs kadrosu kendi içerisinde ikiye ayrılır: Tarihî gerçekliği olan şahıslar ve kurmaca şahıslar.
Çanakkale Mahşeri , bu dört roman içerisinde şahıs kadrosu en zengin romandır. Romanda iki yüz doksan sekiz şahsın adı geçmektedir. Bir ferdin değil, bir toplumun romanı olan bu eserde Mendebur İdris ve Muzır Ruşen dışında kurmaca olan hiçbir şahıs bulunmamaktadır ki; Mendebur İdris ve Muzır Ruşen de romanın, dolayısıyla toplumun aykırı tipleri olarak esere gerçekçi bir hava kazandırabilmek için kullanılmıştır. Eserde şahıs kadrosunun oldukça geniş olması, yazarın herhangi bir karakter üzerinde derinleşememesine ve romandaki şahısların “tip” ya da “figüratif” unsur olarak kalmasına sebep olmuştur. Roman karakterleri; topluma millî şuuru, inanç ve maneviyatı aşılamak üzere seçilmiş kişilerdir.
Ve Çanakkale romanı da, bu bağlamda, Çanakkale Mahşeri ile benzer özellikler taşır. Bu romanda da şahıs kadrosu oldukça zengindir ve şahısların büyük bir bölümü tarihî gerçekliği olan kimselerdir. Millî şuuru, inanç ve maneviyatı yüklenen roman kahramanları, Çanakkale Mahşeri 'ne nazaran psikolojik derinliği olan kimselerdir. Çanakkale Mahşeri romanına göre bu eserde, ruh tahlillerine daha fazla yer verilmiştir.
İki romanda da benzer özellikler gösteren şahıslar ya da aynı tarihî şahıslar kullanılmıştır: Mustafa Kemal Paşa, Cemal Paşa, Enver Paşa, Ian Hamilton, Limon Von Sanders, Winston Churchill, Lord Kitchener, Amiral de Robeck, De Amade,...
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanında ise karakterler tamamen kurmacadır. Beyaz Hala ve Victoria ( Gelibolu ), Peggy ve Zeynep ( Şafakta Yanan Mumlar ) savaş konusunda benzer düşünceleri olan karakterlerdir. Ancak, bu karakterlerden Viki ve Beyaz Hala, kendi sosyal durumlarına ve yaşlarına uygun olarak konuşturulurken Şafakta Yanan Mumlar 'daki Peggy ve Zeynep, yazar tarafından sözcü olarak kullanılmaya çalışılmış; her iki şahsın da statüleri ve yaşları bu duruma uygun olmadığından bu roman kişilerinin bakış açıları, farklı bir bakış açısı olmaktan ziyade yazarın bakış açısının devamı olmuştur.
1.1.d. Zaman
Çanakkale Mahşeri , Ve Çanakkale , Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında zaman unsuru oldukça önemli rol oynar. Zaman unsurunun ele alınışı ve insanın (yazarın) zamanı algılaması, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu farklılık ise eserlerdeki olay örgüsünü etkileyerek eserin özünü oluşturur.
Çanakkale Mahşeri ile Ve Çanakkale romanları, vak'a zamanı olarak, bir yıllık bir süreyi kapsarlar. 1914 sonu ve 1915 yıllarını anlatan eserler, İngilizler'in Çanakkale'ye gelmesiyle başlar ve İngilizler'in Çanakkale'den ayrılması ile sona erer.
Her iki eserde de kronolojik zaman takibi söz konusudur. Bu romanlarda romanın ilk sayfasından son sayfasına kadar ele alınan olaylar vak'a zamanını net bir şekilde ortaya koyar ve tarihsel zamanı belirlememize yardımcı olur. Çanakkale Mahşeri 'nde bu takip daha kolaydır. Yazarın kullanmış olduğu ay, gün, saat gibi zamanı anlamamızı kolaylaştıran izler, tarihî vak'ayı daha rahat ortaya koymamızı sağlarken Ve Çanakkale romanında bu izler daha siliktir. Bunun, Çanakkale Mahşeri romanında savaşın tüm şartlarının ve safhalarının ele alınmasından ve romanın gençliğe millî şuur kazandırmak amacı ile yazılıp, Çanakkale Savaşları esnasında cephede yaşanan maneviyatı okuyucuya hissettirmek istemesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ve Çanakkale romanı da benzer sebeplerle kaleme alınmış olsa da, bu romanda daha çok savaşın cephe gerisi yani sosyal yansımaları karşımıza çıkar.
Çanakkale Mahşeri 'nde de Ve Çanakkale romanında da vak'a, 1914 yılında başlar ve 1915'te müttefiklerin Çanakkale'den ayrılması ile son bulur. Savaşın cereyan ettiği bu bir yıllık sürenin, üç cilt hâlinde hacimli bir kitap olmasına rağmen Ve Çanakkale romanında daha çabuk geçtiği görülür. Bunda, savaşı sıcağı sıcağına yaşayan cephenin zaman zaman arka plânda kalmasının da rolü vardır.
İki roman da kronolojik zamana sıkı sıkıya bağlıdır ve tarihî gerçekliği olanca gücüyle hem sosyal hem de askerî yönleriyle yansıtır. Romanlar hacimce oldukça geniş olmalarına karşın geriye dönüş tekniği pek kullanılmamıştır. Çanakkale Mahşeri 'nin, bu hacmi, “yavaşlatma” tekniği ile sağladığını; Ve Çanakkale romanında bu hacmin tasvirlerle ve savaşın sosyal ve askerî yönlerinin aynı anda ele alınmasıyla sağlandığını söylemek mümkündür.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında ise iki farklı zaman kullanılır: Şimdiki (hâl) zaman ve geçmiş zaman. Karakterler her iki romanda da ellerinde bulunan mektuplarla geriye dönüşlerde bulunur ve esasen üç hafta ( Gelibolu ) ve bir ay ( Şafakta Yanan Mumlar ) gibi kısa bir vak'a zamanına sahip olan eserler, geriye dönüşlerle zaman bakımından genişletilir. İki eserde de hem “yavaşlatma” hem de “zamanda atlama” yöntemlerinden yararlanılır. Romanlar zamanda yapılan kırılmalar ile genişletilirken karakterlerin yaşadığı hâl zamanda atlamalara, geriye dönüşlerde ise yavaşlatmalara başvurulur. Geriye dönüşlerde, bu iki romanda da tarihî gerçekliğe uymaya dikkat edilir.
1.1.e. Mekân
Romanda aktarılan olayların sahnesi ve bu sahnenin dekoru durumunda olan mekân, bilindiği gibi, romanın temel unsurlarından biridir.
Çanakkale Mahşeri , Ve Çanakkale , Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında, Çanakkale Savaşları'nın bazen esas konu bazen de bir fon olarak kullanılması, bu romanlarda “tarihî mekân” olan Çanakkale'nin ele alınmasına sebep olmuştur.
Çanakkale Mahşeri romanında üç farklı mekân (İstanbul, Çanakkale, Kemah) karşımıza çıkarken, Ve Çanakkale roman serisinde bu mekânların sayısı daha da artar. Her iki, romanda da mekânlar “gösterme” tekniğiyle tasvir edilir ve mekânın “çağrışım” işlevinden faydalanılır.
Çanakkale Mahşeri ve Ve Çanakkale romanları yazılış amaçlarının aynılığı ve ait oldukları roman kategorisi sebebiyle karşılaştırıldığında Çanakkale Mahşeri romanında mekân unsuruna daha da önem verildiği görülür. Mehmed Niyazi, savaşı tüm yönleriyle ve cephede yaşanan savaş gerçeğiyle aktarmak istediğinden mekân unsurunu da gözden kaçırmamış; mekânı daha ziyade savaş esnasındaki tahribâtı ve savaş tasvirleriyle değerlendirmiştir. Bunun yanı sıra Çanakkale'nin mükemmel güzelliğini de bu toprakları ele geçirmek isteyenleri haklı çıkarırcasına över.
Çanakkale'nin yetmiş farklı yerinin adının geçtiği eserde mekân, olaylarla bütünlük gösterir. Yazarın bütün bir savaşı kaleme almak amacı, eserde mekân sayısının artmasına neden olmuştur. Öyle ki roman içerisinde bir de Çanakkale haritası yer almaktadır. Okuyucunun ilgisinin yoğunlaşmasını zorlaştıran bu husus, “merak unsuru”ndan yazarın başarılı bir şekilde yararlanmasıyla okurun eserden kopmasını engellemiştir.
Ve Çanakkale romanında ise mekân, sadece savaş içerisindeki kesitleriyle yer almaz. Yapılan tasvirler, Çanakkale Mahşeri romanına göre daha fazladır; ancak bu mekânlar çoğunlukla insan ilişkilerinin sembolü olarak kullanılır.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında ise olayların asıl cereyan ettiği yer yani dekor, Çanakkale'dir. Çanakkale hem hâl zamanın mekânı olarak kullanılır hem de geriye dönüşlerde bir “fon” olarak kullanılır.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarında mekân unsuru üzerinde fazlaca durulmamıştır. Çanakkale, bu romanlarda, yaşanılan olayların kafalarda bıraktığı sorular için bir çözüm yeridir. “İç mekân”ın ön planda tutulduğu bu iki romanda kapalı mekân tasvirlerine önem verilirken Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında mekânın “çağrışım”, Şafakta Yanan Mumlar romanında ise “sevdirme” işlevinden yararlanılır.
1.1.f. Dil ve Üslûp
Çanakkale Mahşeri , Ve Çanakkale , Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar romanlarını dil ve üslûp açısından değerlendirirsek bu romanların her birinin bakış açısı ve anlatıcıya göre dilin farklı imkânlarından yararlandığını görürüz.
Bir savaşın romanı olan Çanakkale Mahşeri 'nde dil oldukça hareketli ve kıvrak kullanılmıştır. Fiil ve fiilimsilerin çoğunlukta olduğu eserde ruh tahlillerine fazla yer verilmezken çevre tasvirleri gereğince ayarlanmıştır. Askerî terim ve rütbelerin fazlaca kullanıldığı eserde bu rütbe ve terimler zaman zaman dili ağırlaştırsa da eserin genelinde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
Ve Çanakkale romanında da Çanakkale Mahşeri romanında olduğu gibi, yazarın estetik kaygılar peşinde olmadığı görülür. Bu romanda da fiiller, fiilimsiler, uzun ve sıralı cümleler çoğunluktadır. Yazar, çoğu kez karakterleri mensubu oldukları yöreye göre konuştururken anlatıcı da birtakım mahallî kelimeler kullanır. Yazar, aynı zamanda dili daha ince kılmak için sıfat ve tamlamalara da başvurur
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanı ise estetik kaygılar içerisinde ele alındığı için dilin imkânlarından daha fazla yararlanmış; eserde zaman zaman İngilizce kelime ve cümlelere yer verirken yine bu cümleleri bir rehber yardımıyla ya da başka bir vesileyle açıklattırmış; böylece dili sade ve anlaşılır kılmıştır. Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında sıfatlar daha çok karşımıza çıkar. Mektuplarda kullanılan dil ise dönemin diline uygunluk gösterir ki bu, eserdeki realiteyi daha da artırır.
Şafakta Yanan Mumlar romanında ise yazarın herhangi bir estetik kaygı içerisinde olmadığı, gençlere evrensel bilinci vermek amacıyla esnek davrandığı görülür. Bu romanda yazım yanlışlarına, anlatım bozukluğu olan cümlelere sıkça rastlanırken benzer hatalar Ve Çanakkale ve Gelibolu romanında da görülür.
1.1.g. Tarihî Gerçekliğe Uygunluk
Türkiye Cumhuriyeti'nin önsözü sayılan Çanakkale Savaşı; sosyal, siyasî ve ekonomik açıdan birçok olayın başlangıcı olmuş ve dünya tarihinin yeniden şekillenmesine sebep olmuştur. Bu savaşın etkileri toplumda fazlasıyla hissedilirken edebiyat dünyası da bu savaştan nasibini almıştır.
Çanakkale Savaşları'nı esas konu olarak ele alan sanatçılar olduğu gibi, vermek isteği düşünceye bu savaşı fon alarak kullanmak isteyen sanatçılar da olmuştur ve bu savaşı romanda bir hareket noktası olarak kabul etmişlerdir.
Çanakkale Mahşeri ile Ve Çanakkale romanları, Çanakkale Savaşları'nı konu olarak ele alıp bu savaşın sosyal ve askerî cephesini aktaran eserlerdir. Kurmaca bir metin olan tarihî romanın veya tarihi malzeme olarak kullanan romanların, tarihî gerçeklere birebir uyma gibi bir zorunlulukları yoktur ama her iki eser de tarihî gerçekliğe olay örgüsü, zaman, mekân ve şahıs kadrosu bakımından uygunluk gösteren eserlerdir.
Çanakkale Mahşeri ile Ve Çanakkale romanları, Ekim 1914'te yapılan saldırıyla başlar ve 1915'te müttefiklerin Çanakkale'den ayrılmasına kadar devam eder. Ve Çanakkale bu savaşın amacını, sebeplerini ve metodunu, daha açık bir şekilde romanın birinci cildi olan “Geldiler”de ortaya koyarken Çanakkale Mahşeri de savaşın aşamalarını daha somut bir şekilde sunar.
Çanakkale Mahşeri romanında Rusya'nın çöküşü (s. 81), Çanakkale Kara Harekatı'nın oluşumu ve başlangıcı (s. 90, s. 131), Birinci Kirte Savaşı (s. 232), Türk askerlerine yapılan işkenceler (s. 248), Çanakkale Cephesi'nin Kuzey ve Güney cephesi olarak ikiye bölünmesi, Kuzey Cephesi'nin başına Vehip Paşa, Güney Cephesi'nin başına ise kardeşi Esat Paşa'nın getirilmesi (s. 278), Millî Savunma Bakanı Enver Paşa hakkında yapılan soruşturma (s. 275), II. Abdülhamid'in hal edilmesi (s. 280), İtalya, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya'nın Birinci Dünya Savaşı esnasındaki tutumları (s. 286), ölüleri toplamak için yapılan ateşkes anlaşması (s. 290), Hamilton'un İngiliz Kralı'na doğum günü hediyesi olarak Çanakkale'yi vermek amacıyla yaptığı büyük çıkarma (s. 304), Cooling Wood Birlikleri (s. 312), Hamilton'un yeni birlikler istemesi (s. 328), ABD'nin kuşku verici tutumu (s. 341), Hamilton'un yarma harekatı (s. 353), Mustafa Kemal Paşa'nın grup kumandanı oluşu (s. 472), Suvla Çıkartması (s. 475), Hamilton'un Günlüğü (s. 514), Bulgarlar'ın tutumu (s. 527), rakamsal askerî kayıplar (s. 533) vs. hakkında eserde yer alan bilgiler, bu savaşı belgeleriyle ele alan bilimsel çalışmalardaki tarihî gerçekliğe uygunluk gösterir.
Çanakkale Savaşı'na katılan milletler (İngilizler, Fransızlar, Hintliler, Senegalliler, Avusturalyalılar, Yeni Zelandalılar, Tunuslular) ve şahıslar, tarihî realiteye uygunluk gösterirken savaş esnasında kullanılan askerî araçlar ve zırhlılar da (Queen Elizabeth, Bouvet, Inflexible, Majestic, Swiftru, Agamenno, Lord Nelson, Goulois, Suffren, Goliath vs.) bu gerçeği doğrular. Bu savaş gemileri ve düzenleniş şekilleri de tarih sayfalarındakiyle aynı doğrultudadır.
Ve Çanakkale romanı da tarihî gerçekliğe uygunluk gösterir, ancak Ve Çanakkale romanındaki tarihî gerçeği, Çanakkale Mahşeri 'ndeki gibi aşamalandırıp sıralamak oldukça güçtür. Çünkü bu romanda tarihî gerçeklik romanın bütününde hissedilir. Savaşın amacı, metodu, bu savaşta etkin rol oynayan kimseler ve şahıs kadrosu bu gerçeklik içerisinde yer alır.
Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında da bir tarihî gerçeklik söz konusudur. Mektuplar vasıtası ile Çanakkale Savaşları'nın yaşandığı yıllara yapılan dönüşlerde Hamilton ile ilgili bilgiler (s. 95), Enver Paşa ve Talat Bey ile ilgili bilgiler (s. 109), Çanakkale Savaşları esnasında yaşananlar tarihî gerçeklikle uygunluk gösterir.
Şafakta Yanan Mumlar romanında da romanın tarihî gerçekliğe olan bu sadakatini görmek mümkündür. Bu romanda da geçmişe mektuplar vasıtasıyla dönülür ve kurulan bu bağda tarihî gerçeklikler okuyucuya aktarılır (s. 10, 17, 24, 68, 80, 82, 90, 91, 95'te bu bilgilere ulaşmak mümkündür.).
Çanakkale Savaşları'nı konu edinen bu eserlerde bazı ortaklıklar görülür. Bu ortaklıkların en önemlisi, eserlerde anlatılan efsanevî olaylardır. Çanakkale Mahşeri romanında Ahmet Saffet Bey'in Barbaros rüyası (s. 272), Derviş İbrahim olayı (s. 432), Seyyid Onbaşı olayı (s. 211), Cevat Paşa'nın rüyası (s. 80) bu efsanevî olaylar arasında yer alırken Ve Çanakkale romanında Mustafa Kemal'in ceketinin sol cebinde bulunan saatinin onu ölümden kurtarması olayı, Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında ise “Beyaz Bulut Efsanesi” (s. 166) yer alır. Montaj tekniği ile esere yerleştirilen bu efsanevî olayların yanı sıra dört romanda bulunan mektuplar da bir ortaklık teşkil eder. Hamilton'un günlüğü, Türk ve Anzak askerlerin yiyecek yardımlaşması, romanların hepsinde de yer alan türküler ile milletlerin savaşa bakış açıları da bu ortaklıklar arasındadır.
Çanakkale Mahşeri ve Ve Çanakkale romanı gibi tarihî gerçekliğe uygun yazılan, Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu ve Şafakta Yanan Mumlar gibi kurgu çalışması olan bu romanlarda daha birçok ortaklıklar kurulabilir.
1.2. Sonuç
Çanakkale Savaşları'nın Türk romanına yansıması üzerinde durulan bu yazıda ele alınan dört roman değerlendirildikten sonra görüldü ki; “ tarih, düz okunan bir metin ” değildir. Yazı boyunca söylenenleri dikkate alarak bu dört romanda “Çanakkale Savaşları”nın yansımaları hakkında şu sonuçlara varmak mümkündür:
1- Ve Çanakkale romanının “Geldiler”, “Gördüler”, “Döndüler” olmak üzere üç ciltten oluşması, yazarın kitabın önsözünde bu romanı uzun bir araştırma ve inceleme sonucunda tarihî gerçekliğe bağlı kalarak yazdığını bildirmesi, başlangıçta okuyucuda bu romanı okurken tarihle baş başa kalma düşüncesini yaratırken romanda savaşın tarihî gelişiminden ziyade savaş yıllarının cephe gerisindeki farklı tabakalardaki yansımaları ele alınmış; bunlar, Çanakkale Cephesi'nde yaşanan olaylarla birleştirilmiştir.
2- Çanakkale Mahşeri romanı, kronolojik zamana göre tarihsel gerçeğe tüm yönleriyle bağlı kalınarak ve savaşın cephede yaşanan soğuk yüzünü okuyucuya yansıtarak tarihe ışık tutulabileceğini gösteren edebî eserlerden biridir.
3- Şafakta Yanan Mumlar romanında Çanakkale Savaşları, savaşın cephede yaşanan soğuk yüzü ve sosyal hayata olan yansımalarından ziyade yazarın savaş aleyhtarı duygu ve düşüncelerini aktarabilmesi amacıyla kullanılmıştır.
4- Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanında ise bu savaş; tarihe farklı bir bakış açısı getirebilmek, “tarih” gerçeğini sorgulayabilmek için bir malzeme olarak kullanılmıştır.
İncelediğimiz her romanda Çanakkale Savaşları'nın farklı bir boyutunu yakalamak mümkündür. Roman, bir kurgu sanatıdır. Ele alınan romanlar bu kurgunun kaynağını tarihî bir olaydan almış ve bu romanlar aynı malzemeyi farklı bir şekilde işlemiş, romanın teknik imkânlarından kendi bakış açıları doğrultusunda yararlanmışlardır.
__________________
Şahin çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.