Forum Kapsam  
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Forum Kapsam > ..::Kültür-Sanat-Eğitim-Ülkeler::.. > Tarih > Dünya Tarihi
Sayfaya güncelle Hannibal Ve Pön Savaşları

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23.01.08   #1
Hannibal
Hannibal is a jewel in the roughHannibal is a jewel in the roughHannibal is a jewel in the roughHannibal is a jewel in the rough
Hannibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üye No: 24
Üyelik Tarihi: 12.01.08
Nerden: İstanbul
Yaş: 36
Konular: 516
Mesajlar: 846
Teşekkür Sayısı: 285
Teşekkür 212 Kez 161 Konusuna
Rep Gücü: 35
Rep Puanı: 309
Standart Hannibal Ve Pön Savaşları

Ünlü Bir Komutan Hannibal(Anibal)


Kuzey afrika daki kudretli kartaca ülkesinin büyük komutanı amilkar barka savaşa gidiyordu. roma lıların ispanya daki dostlarına karşı sefere çıkmadan, amacı olan akdeniz egemenliğini kurmadan önce esmun (savaş) ve baal (güneş) tanrıları için kurbanlar kestiriyordu. dokuz yaşındaki oğlu anibal da yanındaydı. birdenbire ona döndü ve sordu:
"benimle birlikte savaşa gitmek ister misin?"
çocuk büyük bir heyecan ve istekle:
"evet" dedi.
bunun üzerine, amilkar barka:
"öyleyse elini bu karbanın üstüne koy ve roma lılardan ölünceye kadar nefret edeceğine yemin et." dedi.




küçük anibal, büyük bir gururla elini kurbanın üstüne koydu ve yemin etti. genç kartaca lı bu yemine hayatının sonuna kadar bağlı kaldı. roma nın amansız bir düşmanı oldu. roma lılara karşı beslediği nefreti üstün yaradılışıyla besledi. bundan daha korkunç bir birleşme olamazdı.
anibal, m.ö.247 yılında doğdu. kartaca nın egemenliği için sürekli bir tehlike olan roma ya karşı nefret duygusu içinde büyüdü.
genç anibal, ant içtiği günden sonra bir savaş havası içinde yaşamaya başladı. ispanya da babasının yanında bulunduğu süre içinde savaşlara katılarak iyi bir asker olarak yetişti.
babası savaş alanında öldüğü zaman, anibal onun yanıbaşında kılıç sallıyordu ve henoz 18 yaşındaydı. bu savaş sonunda ispanya nın önemli bir bölümü kartaca nın eline geçti.



anibal, kartaca süvari birliklerinin komutanı olarak kayınbiraderi asdrubal in emrinde sekiz yıl daha savaşlara katıldı. m.ö. 221 de astrubal kılıcı elinde ölünce, kartaca ordusu 26 yaşındaki anibal i başkomutanlığa seçti. babasının amacına varabilmek için hazırlıklara başladı. ispanya yı bütünüyle eline geçirecek, sonra pireneler i aşarak rhone vadisini alacaktı.
böylece galler ülkesinden geçen ve kartaca için gerekli kalay madenlerinin taşınıp getirildiği yolların güvenliğini sağlayacaktı. bir yönden de alp dağları eteklerinde oturan ve roma lıları ezmek için tasarladığı planda kendisine yardımcı olacak gal kabileleriyle de dostluk kuracaktı.
ilk önce, ispanya da ele geçiremediği biricik şehir saguntum u sekiz aylık bir kuşatmadan sonra aldı. artık roma lılara karşı açıkca harp açmıştı. roma nın da hazırlık yaptığını duyunca ordusunu üçe böldü. bunlardan birini kartaca ya gönderdi. öbürünü kardeşi astrubal komutasında olmak üzere ispanya da bıraktı. kendisi de üçüncü ordunun başına geçerek italya ya doğru yola koyuldu. bu ordu, 50.000 piyade, 9.000 süvari ve 37 filden meydana gelen bir kuvvetti.


anibal, bu orduyla pirene dağlarını aştı, rhone vadisini ele geçirdi ve aşılmaz alp dağlarına doğru ilerledi.
anibal in alp dağlarını hangi yoldan geçtiği kesin olarak bilinmemektedir. roma lı tarihçi tito livius a göre: kartaca lı komutan, durance vadisi boyunca ilerleyip mont geneve e ulaşmıştır. öbür tarihçilere göre de dora riparia vadisine gelmek için mont cenis ten geçmiştir. gerçek olan, bu seferin anibal e çok pahalıya malolmuş bulunmasıdır. çünkü padana düzlüğüne vardığında, ordusunun gücü çok azalmış, elinde 20.000 piyade, 6.000 süvari ve 10 fil kalmıştı.
anibal, ordusuna çekidüzen vermek ve askerlerini dinlendirmek için bir süre padana düzlüğünde konakladı. kendisi de yorgun düşmüş ve geçirdiği ateşli bir hastalık sonucu gözlerinden birini kaybetmişti.
anibal, italya da roma lılarla ilk olarak tiçino ırmağı kıyısında çarpıştı. bu savaşta roma ordusu büyük bir yenilgiye uğradı. kısa bir süre sonra trabia da yapılan ikinci savaşta da roma lılar yenildi. böylece bütün kuzey italya, anibal in eline geçmiş oldu. bundan sonra apeninler i aşarak etrürya ya girdi.


m.ö. 217 yılında, trasimeno gölü kıyısında roma lılar üçüncü defa kartaca ordusuna yenildiler. orta italya ya giren anibal, romayı kuşatmaktansa güneye inerek yunan şehirlerini roma lılardan ayırmayı ve makedonya kralı filip v le anlaşmayı uygun buldu. onların yardımlarını sağlamakla gecikmedi. ama orta italya daki şehirler roma dan ayrılmamışlar, küçük savaşlarla anibal i yıpratma siyasetini gütmeye başlamışlardı. roma da aynı biçimde hareket ediyordu.


m.ö. 216 yılında, parti kavgaları yüzünden roma nın siyaseti değişti ve roma ordusu açık bir savaşı kabul etti. canusium da cereyan eden bu savaşta 86.000 kişilik roma ordusu anibal in önünde perişen oldu. ama kartaca lı ünlü komutan kesin bir sonuca ulaşmak için gereken davranışta bulunmadı. belki de kartaca dan istediği yıpranmamış birlikleri bekliyordu. ama oradan hiçbir yardım sağlayamadı. anibal in kardeşi astrubal, ispanya dan birlikleriyle ağabeyine yardıma koşmak istediyse de başaramadı. daha italya ya girer girmez yokedildi.
anibal tekrar güneye çekildi ve 16 yıl ordusu ile orada kaldı. bu yıllar içinde roma lılar publius scipio nun komutası altında ispanya yı ele geçirerek afrika ya kadar gitmişlerdi. anibal e yardımdan kaçınan kartaca, ünlü komutanlarından yardım dileğinde bulundu. ordusunu topluca denizden kuzey afrika ya geçiren anibal roma lılarla zama da karşılaştı.
m.ö. 202 yılında cereyan eden bu savaşta yorgun kartaca ordusu kendinden kat kat üstün roma lılar karşısında yenilgiden kurtulamadı. anibal bütün strateji ustalığını kullanmış, bütün hilelere başvurmuştu. ama gençliğindenberi kartaca lılar karşısında savaşmış ve onların bütün taktiklerini öğrenmiş olan roma lı komutan scipio, anibal in oyunlarına gelmemişti.
hayatında ilk ve son defa büyük bir yenilgiye uğramış olan anibal, savaştan sonra kartaca ya döndü. otuzaltı yıldanberi vatanından uzak kalmıştı. bu yenilginin intikamını almak için orduyu yeniden düzene sokmaya kalktı. ama, kartaca lılar savaşmak değil, ticaret yapmak istiyorlardı. anibal i dinlemediler. bu büyük komutan da memkeletini bırakıp roma lılara karşı savaşa hazırlanan suriye kralı antiochus III e yardıma gitti.
kral antiochus III, savaşta bu büyük komutanın uyarmalarını dinlemedi ve roma lılara yenildi. roma lılar barış anlaşmasında anibal in de kendilerine teslim edilmesini istediler. bunu haber alan anibal, anadolu daki bithynia kralı prusias ın sarayısan sığında. ama roma lılar onu burada da buldular. anibal, kaldığı evin sarıldığını görünce: "roma halkını, şu hergünkü derdinden kurtaralım" diyerek yanında taşıdığı zehiri yutarak intihar etti.
garip bir rastlantı; teslim olmaktansa ölmeyi tercih eden anibal, kendi hayatına kıyarken, onu ilk ve son defa yenilgiye uğratan roma lı komutan scipio da ölerek tarih sahnesinden çekiliyordu. (m.ö. 183)

Kartaca, M.Ö 814 yılında, Filistin topraklarında bulunan Tire (Sur) kentinden gelen Fenikeli tüccarlar tarafından Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir Fenike kolonisidir. Kartaca, Fenike dilinde QRT-HSDT (Kart-haşadt) yani "Yeni Şehir" anlamına gelmektedir.
Bugün için Kartaca ile ilgili yazılı kaynaklar, Romalı ve Yunanlı tarihçilerin çalışmalarıyla sınırlıdır. Gerek Kartacalıların gerekse de Fenikelilerin papirus kullanmaları ve bu materyalin zaman içinde dağılması sonucu, Kartaca ve Fenike yazılı kaynakları zamanımıza kadar ulaşmamışdır. Bu sonuçta kuşkusuz Pön savaşları sonunda Roma ordusunun Kartaca'yı yakıp yıkmasının da etkisi vardır.
Hem Antik Yunanistan hem de Roma İmparatorluğu'nun, Kartaca ile tarihin büyük bir bölümünde Akdeniz ticareti için rekabet halinde olmaları ve bu rekabetin sıcak çatışmalara varmış olması nedeniyle bu tarihçilerin çalışmaları büyük ölçüde önyargılı çalışmalardır.

Kuruluş ve Kolonileşme
6.Yüzyıl başında Babil Kralı Nabukadnezar tarafından Tire kenti yıkılınca, tüm Fenike kolonilerinin en büyüğü, en zengini ve en güçlüsü olan Kartaca bağımsız duruma geldi. Tire ve Sidon şehirlerinin İspanya ile Sicilya'da kurdukları koloniler Yunan istilalarıyla karşılaşınca Kartaca'dan yardım istediler. Sonuçta Sicilya üzerindeki Yunan gücü durdurulmakla kalmadı, Kartaca hem Sicilya'da, hem de Balear adaları ile İspanya kıyısında kendi kolonilerini kurdu. Ardından Sicilya, Sardunya ve Balear adalarının tamamı Kartaca tarafından ele geçirildi; Libya ve Cezayir kıyılarında yeni koloniler kuruldu. M.Ö 520 yılı civarında Cebelitarık Boğazı'nın ötesine yollanan bir keşif birliği, Fas, Moritanya, Senegal, Gine ve hatta Madeira ile Kanarya Adaları'nda yeni yerleşimler kurdu. Sürekli büyüyen Kartaca kentinin nüfus fazlası bu yeni yerleşimlere iskan ediliyordu. Özellikle Kuzey Afrika kolonilerindeki nüfusun yerli Afrikalılarla karışması sonucu ortaya Libyo-Fenikeliler olarak adlandırılan yeni bir ırk çıktı.
Kartaca kenti, Tyre (Sur) kenti kraliçesi Elishar tarafından (Yunan kaynaklarında Elissa ya da Elissar, Roma kaynaklarında Dido) İ.Ö. 814 ya da 813 yıllarında kurulmuştur.
Akdeniz’deki merkezi konumu Kartaca’ya deniz ticaretinde geniş olanaklar sağlamıştır. Fenikeli tüccarlar açısından geleneksel hale gelen Doğu Akdeniz ticaretinin yanı sıra Batı Akdeniz’e de aynı derecede yakın olmasıyla Kartacalı tüccarlar, Batı Akdeniz’de bağlı koloniler oluşturmakta gecikmediler.
Fenike kentleri, tarihlerinin hiçbir döneminde tam bağımsız kent devletleri olmamışlardır, komşuları olan güçlü devletlerin hegemonyalarını kabul etmiş, Akdeniz’de serbestçe ticaret yaparak servet edinmenin bir bedeli olarak gördükleri yıllık vergileri bu devletlere ödemişler, bunu ticari faaliyetlerin bir sabit maliyeti olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla denizaşırı Fenike kolonileri de kendi politik ve ticari stratejilerini bağımsızca geliştirmişlerdir. Kartaca da bu denizaşırı kolonilerden biri olarak, konumunun getirdiği olanaklardan serbestçe yararlanmıştır.
İ.Ö. 509 yılında Roma Cumhuriyeti ile Kartaca arasında, Akdeniz’in ticari ve politik etki alanları olarak iki devlet arasında bölüşümünü sağlayan bir anlaşma da, Kartaca’nın Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarındaki genişlemesine katkıda bulunmuştu.
İ.Ö. 5. yüzyıl başlarında Kartaca artık Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarında geniş bir etki alanını kontrol etmektedir. Eski Fenike kolonilerini –yer yer zor kullanarak- kontrolü altına almış, Libya’daki göçebe çöl kabilelerini sindirmiştir. Akdeniz’de Kartaca genişlemesi, İspanya kıyılarından başlayarak iç kesimlere, Sicilya, Balear adaları, Sardunya ve Kuzey Afrika kıyılarındaki kolonileşmeyle altın devrine ulaşmıştır.

Kartaca İmparatorluğu'nun Siyasi Yapısı
Kartaca, iki kral, iki de kurul tarafından yönetiliyordu. İki kuruldan daha geniş yetkileri olan senato en varlıklı ailelerin reisleri arasından seçilen 300 kişiden oluşan bir kuruldu. Otuz kişilik bir iç kurul üyeliği ömür boyu olmakla birlikte diğer üyeler belirli aralıklarla seçim yoluyla yenilenirlerdi.
Meclis ise belirli bir varlık düzeyinin üstündeki tüm özgür Kartaca vatandaşlarından oluşmaktaydı. Esasen seçilen kralların onaylanması dışında fazla bir yetkisi yoktur.
Krallar bir yıllık görev süreleri için seçiliyorlardı. Yetkileri senatonun denetimi ve kamu kurumların yönetimi idi.

Ordu ve Donanma
Kara Ordusu
Başlarda antik çağın hemen her kara ordusundaki gibi Kartaca kara ordusu da hafif piyadeler, hafif süvari birlikleri ile hafif ve hızlı savaş arabalarından oluşmaktaydı.
Yunan kent devletleriyle yapılan çatışmalarda yeniliklere açık Kartaca yönetimi, ağır piyadenin etkinliğini ve bunların karşısında savaş arabalarının etkisizliğini fark etmiş, Spartalı bir paralı askeri, Kartaca kara ordusunu yeniden düzenlemekle görevlendirmişti.
Böylece yeniden düzenlenen Kartaca kara ordusunun piyade unsurları, falanks düzeninde çarpışan hopliteslerden oluşturulmuştur. Savaş arabalarının yerine daha sonraları Pers ordularından öğrendikleri filleri kullanmışlardır.
Donanmada olduğu gibi kara ordusunun da ağırlığını paralı askerlerden oluşmaktaydı.

Donanma
Kartaca'nın ekonomik gücünün deniz yoluyla yapılan ticarete dayanması onları, bu deniz yollarının güvenliğini sağlayacak güçlü ve dinamik bir donanma geliştirmeye zorlamıştır. Parçalar halinde neredeyse tüm Akdeniz'e yayılmış olan donanma, özellikle kıvrak korsan gemileriyle baş edebilecek tarzda imal edilmiş olup yelken ve gerektiğinde küreklerle idare ediliyordu ve seçkin bir mürettebatı barındırıyordu.
Her ne kadar Kartaca donanması dillere destan bir donanmaysa da, Roma ve müttefiklerinin (başta Yunan kent devletleri ve Yunan kolonileri) oluşturduğu bileşik donanma karşısında girişilen çatışmalarda başarılı olamamıştır.

Roma ile İlişkiler
İ.Ö. 6. yüzyılın sonlarından itibaren Roma ile Akdeniz'in etki alanı olarak paylaşılmasında, Kartaca ile Roma arasında ufak sürtüşmeler dışında pek fazla sorun yaşanmadı. Ancak İ.Ö. 3. yüzyılda dengeler değişmeye başlamıştır. İtalya yarımadasında Yunan kent devletleri üzerinde kesin hakimiyet kuran Roma, Akdeniz ticaretinden payını artırmaya gitmek yolundadır artık.
Akdeniz üzerindeki etki alanları çekişmesi, Pön savaşları olarak tarihe geçecek bir dizi çatışmaya yol açmıştır. Sicilya'daki Yunan kolonileriyle Kartaca arasında çıkan çatışmada, Yunan kolonilerinin Roma'nın yardımını istemeleri üzerine 1. Pön Savaşları çıkmıştır. İ.Ö. 265 yılında, ağırlıklı olarak deniz savaşlarıyla süren bu savaşlar İ.Ö. 241 yılında Kartaca'nın barış istemesiyle sonuçlanmıştır.
Bu yenilgiden sonra Kartaca İber yarımadası'na gözlerini dikmiştir. Kartaca, General Hamilcar Barca ve oğulları Hannibal ve Hasdrubal İber yarımadasının neredeyse tümünü kontrol altına almıştır. Roma'nın elinde sadece Saguntum kenti kalmıştı. Gelişmeleri endişeyle izleyen ve Kartaca'yla yeni bir çatışmayı politik olarak gerekli gören Roma, İ.Ö. 218 yılında, Kartaca ordularının Ebro nehrini geçmelerinin savaş durumu sayılacağını belirten bir girişimde bulunmuştur.
Bunun üzerine patlak veren 2. Pön Savaşlarında Hannibal kara ordusuyla İber yarımadasından kara yolunu kullanarak İtalya'ya ilerledi. 2. Pön Savaşları, Hannibal'in tarihin gördüğü en yetenekli komutanlardan sayılmasına neden olacak birbiri ardına kazanılan başarılarla sürdü. Ancak İtalya topraklarında kesin sonuçlu bir başarı sağlamayan Hannibal, Roma'nın İ.Ö. 204 yılında Kartaca yakınlarına bir çıkartma yapması üzerine İtalya'dan ayrılmak zorunda kalmıştır. İ.Ö. 203 yılında Zama savaşında Hannibal orduları Roma ordusu karşısında yenilgiye uğramış ve Kartaca, oldukça ağır barış koşullarını kabul etmiştir.
Bu iki yenilgi sonrasında gücünden çok şey kaybetmiş olan Kartaca'ya karşı Roma'nın son darbesi, İ.Ö. 149 yılında başlayan ve İ.Ö. 146 yılında Kartaca kentinin tümüyle yakılıp yıkılmasıyla son bulan 3. Pön Savaşıdır.



Pön Savaşları


İÖ. 272 yılında Güney İtalya’daki bir Yunan kent devleti olan Tarantium’u (bugünkü Taranto) kontrolü altına alan Roma, ardından Güney İtalya’daki diğer Yunan kent devletlerinde de kontrolü ele geçirmiştir. Böylece Yunanistan’daki diğer kent devletleriyle ticari, askeri ve kültürel bağlarını genişleten Roma’nın, Akdeniz ticareti ve egemenliği için Kartaca’yla çatışması kaçınılmaz olmuştur.

Pön Savaşları, aralarında barış dönemlerinin olduğu üç evrede gerçekleşmiştir.


I. Pön Savaşı

Roma Cumhuriyeti’nin Kartaca’nın kontrolündeki Akdeniz ticaretine karşı giriştiği bir yarma hareketidir. Sicilya adasındaki Messina ve Sirakuza kentleri arasındaki bir anlaşmazlık fırsatından yararlanan Kartaca, İÖ. 264 yılında bu anlaşmazlığa müdahale etmiş ve Sicilya’da bir askeri üs oluşturmuştu. Sicilya’nın Akdeniz’deki stratejik konumu dikkate alındığında Roma’nın bu oldu bittiye tepki vermekten başka yolu yoktur.

İÖ. 260 yılında Sicilya’ya yönelen bir Roma donanması, Sicilya’daki Kartaca egemenliğine son veremediyse de Korsika adasını, Akdeniz’deki Roma etki alanına almayı başarmıştır.

İÖ. 256 yılında bir Roma donanması bu kez Afrika kıyılarına bir çıkartma yapmıştır. Her ne kadar Kartaca, bu tehdit karşısında teslim olmayı kabul etse de Roma’nın dikte etmeye çalıştığı anlaşma koşullarının ağırlığı karşısında, direnme yolunu seçti. Ertesi yıl, Afrika kıtasındaki Roma kuvvetlerine, ağır süvarinin ve savaş fillerinin desteğinde saldıran Kartaca kuvvetleri, Roma ordusunun kıtayı terk etmesini sağlamıştır.

Akdeniz egemenliğinin kilit noktası olan Sicilya için mücadele, ertesi yıl yeniden alevlendi. İÖ. 241 yılına değil taraflar belirgin bir üstünlük sağlayamadılar. 241 yılında 200 parçalık bir Roma donanması, Sicilya’daki Kartaca egemenliğine son vermiştir.



II. Pön Savaşı

Roma, I. Pön Savaşının getirdiği bu sınırlı başarıyla yetinmek niyetinde değildi, İÖ. 238 yılında Sardinya adasını istila etti. Hemen ardından Kartaca’yı, Akdeniz’in batı yarısından tümüyle çekilmeyecek ve ek savaş tazminatı ödemeyecek olursa, Kartaca kentine saldırmakla tehdit etti.

Kartaca’nın buna tepkisi İber yarımadasında askeri organizasyonlarını güçlendirmek ve genişletmek olmuştur. Kartaca komutan ve devlet adamı Hamilkar Barka, yaşanan savaş deneyimlerini analiz ettiğinde, deniz savaşlarında Roma’ya karşı bir üstünlük sağlayamadığı fakat, kara savaşlarında çok daha fazla şansı olduğunu görmüştür.

Hannibal İÖ. 219 yılında İber yarımadasının Akdeniz kıyısındaki Kartaca'nın müttefiki bugünkü Saguntum’u yerleşti. Ertesi yıl da yirmibin piyade, altıbin ağır süvari ve savaş fillerinden oluşan ordusuyla Pirene dağlarını aşıp güney Fransa’da ilerlemeye başladı.

Pek çok tarihçi tarafından Hannibal’in karadan harekatı tercih etmesi tartışılmıştır. Ordusunu denizden harekatla, İtalya yarımadasına çıkartma yapmasının çok daha mantıklı olacağı ileri sürülmüştür. Genel kanı, Hannibal’in Roma deniz gücünden çekindiği yönündedir. Ne var ki o tarihlerde Roma deniz gücü, bu konuda tehlike oluşturacak denli geniş bir deniz kontrolü sağlayabilmiş değildir. Hannibal’in, kara yolunu seçmesinin arkasında muhtemelen güney Fransa’daki ve kuzey İtalya’daki kelt halklarını safına katabileceği beklentisi vardı. Nitekim gerek erzak sağlama gerekse yerel halktan asker toplama konusunda düşkırıklığına uğramamıştır.

Roma, Scipio komutasındaki bir orduyu, Hannibal’i karşılamak üzere güney Fransa’da Rhone nehrinin kıyılarına göndermiştir. Rhone nehrinin kıyılarına geldiğinde Scipio, Hannibal’in çoktan bölgeyi geçtiğini fark etmiştir. Hannibal, ordusunun yönünü kuzeye çevirip Rhone nehrini daha yukarıdan bir bölümde geçmeyi tercih etmişti. Geniş bir kavis çizerek Alp dağlarının eteklerine ulaştığında, son derece engebeli ve uzun bir yol izlemek zorunda kalmıştır ama, Scipio’nun kuvvetlerini de böylece pas geçmiştir.

Scipio, bölgede küçük bir müfreze bırakıp ordusunun büyük bir bölümünü deniz yoluyla kuzey İtalya’ya nakletmek zorunda kalıyor, Hannibal ordusunun Alp dağlarını aşıp Po ovasına girmesinden hemen sonra bölgeye ulaşabiliyor.

Hannibal’in ordusunun Alp dağlarını geçerek Po ovasına indiği haberi üzerine Roma, iki görev kuvvetini Po ovasına sevk eder. Hannibal harekatın bu aşamasında da karmaşık ve dolaylı bir manevra izlemeye karar vermiştir. Po nehrinin kollarından Ticius ve Trebia’nın oluşturduğu bataklık bölgeyi ilerleme hattı olarak seçmiştir. Tüm ordusunu bataklık bölgeye sürecektir. Asker ve at olarak ciddi kayıplara uğramak bahasına, dört gün ve üç gecede geçilen bu bölge, Hannibal’i kendisini karşılamak üzere tertiplenmiş Roma kuvvetlerinin yine gerisine ulaştırmıştır. Hannibal, Roma kuvvetlerinin komutanının, yapmış olduğu manevrayı kısa sürede öğreneceğini ve birliklerini buna göre tertipleyeceğini düşünerek, Roma birliklerini geriden çevirerek bir saldırı düzenlemeye yanaşmaz. Tersine, güney İtalya yönünde ilerlemeye devam eder. Bu harekat tarzı, Roma birlikleri komutanını, aynen Rhone nehri kıyılarında Hannibal’i karşılamak için düzen alan Scipio’nun karşılaştığı açmaza düşürmüştür, düşman, yanından geçip gitmiştir.

Başarısızlığı göze alamayan Romalı komutan, pozisyonunu bozarak Hannibal’i izlemek zorunda kalmıştır. Hannibal’in de istediği budur. Düşmanının oluşturduğu bir pozisyona karşı savaşa girmek yerine onu, pozisyonunu bozarak, kendi düzenlediği bir pozisyonda savaşa girmek zorunda bırakmak. Nitekim, İÖ. 217 yılının baharında, Hannibal’i izleyen Roma ordusu, Tresimen gölü çevresinde tuzağa düşürülerek kılıçtan geçirilmiştir.

Ard arda kazandığı bu zaferlere karşın Hannibal, Roma üzerine yürümemiştir. Pek çok tarihçi Hannibal’in bu tutumunu, kuşatma silahlarının olmamasına bağlamaktadır. Hannibal’in bu tutumunun esas nedeni ne olursa olsun sonuçta, üstün süvari gücüne güvenerek İtalya topraklarında kalabilmiş ve Roma ile İtalyan müttefikleri arasıdaki dayanışmayı zorlamaya çalışmıştır.

Tresimen yenilgisinin ardından Roma, bugün ‘’’Fabian Strateji’’’ olarak bilinen ve tarihte pek çok olayda izlenen ya da izlenmeye çalışılan bir strateji izlemiştir. Romalı komutan ve devlet adamı Fabius’un izlediği bu strateji, kabaca yıpratma savaşı ya da oyalama savaşı olarak da bilinir. Fabius, sürekli olarak bir meydan savaşından kaçınmış, çeşitli vur-kaç taktikleriyle, erzak tedariki için hareket halindeki ikmal birliklerine, yayılmış kuvvetlerine saldırarak Hannibal’i yıpratmaya çalışmıştır. Hannibal ordusundaki süvari birliklerini etkisiz hale getirebilmek için dağlık bölgelerde harekatı tercih etmiş, Hannibal kuvvetlerine sürekli saldırılar düzenlemiştir. Ne var ki yıpratma savaşı, uzun sürede sonuç alınabilecek bir stratejidir ve bu yüzden de iki yanı keskin bir kılıçtır. Fabius’un bu tutumu, Roma’da kısa bir süre sonra sorgulanmaya, eleştirilmeye başlanmıştır. Trasimen yenilgisinin ardından Diktatör seçilmişti ve görev süresinin sonlarına doğru Roma süvari komutanı Rufus’la aralarındaki fikir ayrılığı giderek derinleşmekteydi. Hannibal’in Campania’yı yakıp yıkmasına seyirci kalınması da itibarını iyice zedelemiştir. Diktatörlük süresi bittiğinde ise Roma artık onun stratejisini izlemiyordu.

Böylece Roma’yı es geçen Hannibal İtalya’nın güneyine doğru, ikinci büyük kent olan Capua’ya yöneliyor. Cannae’de –bugünkü Monte di Canne- İÖ. 216 yılında Roma ordusunu bozguna uğratıyor. Her iki taraf da alışılmış biçimde piyadelerini merkezde, süvarilerini ise iki yanda tertiplemiş olarak savaş meydanında karşı karşıya geliyorlar. Hannibal, Kelt ve İspanyol piyadeleri tam merkezde ama kendi piyadelerinden daha ileri bir hatta yerleştirmiştir. Dolayısıyla cephe hattı, merkezde ileri çıkık bir durum almıştır. Roma piyadeleri bu hatta saldırınca Kelt ve İspanyol piyadeler, bu sert yüklenme karşısında gerilemek zorunda kalmışlardır. Kartaca ordusunun merkezini yardıklarına inanan piyade de onları izlemiştir. Böylece içbükey bir hal alan merkezde Roma piyadeleri yığılmış ve silahlarını kullanamaz hale gelmişlerdir. Kelt ve İspanyol piyadesinin her iki yanıda tertiplenmiş olan Kartaca piyadelerinin ileri hareketiyle merkezdeki bu sıkışıklık iyice artmıştır.

Merkezde bunlar olurken Hannibal’in sol kanatdaki ağır süvarisi karşısındaki Roma süvarisini dağıtmış, Roma birliklerinin gerisi boyunca hızla ilerleyerek sağ kanattaki Roma süvarisine arkadan saldırmıştır. Bu kanatdaki Roma süvarisinin ezilmesinin ardından ağır süvari bu kez merkezdeki piyadenin gerisinden taarruza girişmiştir. O güne kadarki en kalabalık Roma ordusunun 76 bin mevcudundan ancak 6 bini izleyen katliamdan kurtulabilmiştir.

Roma, Fabius’u tekrar konsül seçmiştir. Ard arda konsüllük süresi yenilenen Fabius, İÖ. 209 yılında, Hannibal’in üç yıldır elinde tuttuğu Tarentum’u –bugünkü Taranto- geri almıştır. Fabius’un bu stratejisi, Hannibal’in oyununu bozmuştu, Roma’nın müttefiklerinin ona sırt çevirmesini önlemişti.

Hannibal’in kardeşi Hasdrubal, İÖ. 207 yılında Hannibal’i takviye edecek bir ordu ile kuzey İtalya’ya girmiştir, ancak Metaurus ırmağı kıyılarında karşılaştığı Roma ordusu karşısında yenilgiye uğradı ve bu savaş sırasında tüm askerleriyle birlikte hayatını kaybetti.

İtalya topraklarında bunlar olurken Scipio, Afrika kıyılarına bir çıkartma yaparak Hannibal’i İtalya topraklarından çekilmek zorunda bırakmak yönünde bir strateji ileri sürmüştür. Fabius’la aralarındaki fikir ayrılığı, Scipio’nun Senato’da yeterli desteği bulabilmesini önlemiştir. Senato, Afrika’ya çıkartma yapma girişimini onaylamıştır ancak Scipio, istediği askeri gücü alamamıştır. Yedibin gönüllü ve iki lejyon emrine verilmiştir.

Scipio, İÖ. 204 yılında Afrika kıyılarına çıkartma yapmıştır. O sırada Afrika’da Kartaca’nın sadece süvari birlikleri vardır. Scipio, ustaca geri çekilme manevralarıyla bu birlikleri tuzağa düşürüp imha etmiştir.

Scipio bu başarısının ardından, İÖ. 202 yılında ikmal merkezi olarak kullanmak amacıyla Uttica limanını kuşatmıştır. Ancak kuşatma gecikince Kartacalılar yeni kuvvetler derleyip Uttica üzerine yürüme fırsatı bulabilmişlerdi. Scipio, Kartaca komutanı Syphax komutasındaki altmışbin kişilik kuvvetin bölgeye gelmesi üzerine kuşatmayı kaldırmış ve bir yarımadaya çekilmiştir. Sırtı denize dönük olarak yarımadanın kara bağlantısında tahkimat yapmıştır.

Kartaca ordusu da Roma tahkimatının yarımadadan çıkışını kesecek biçimde ordugahını kurmuştur ve iki taraf da birbirinin zayıf anını kollamaya koyulmuştur. Daha sonra Scipio, bir gece baskınıyla Kartaca ordusunu dağıtmıştır.

Bu başarısının ardından Scipio’nun Tunus üzerine yürümesi, Kartaca’nın tüm direnme azmini kırmıştır. Kartaca, barış istemek zorunda kalmış, ancak Roma senatosu barış anlaşmasını daha onaylamadan, Hannibal’in ordusuyla birlikte Afrika’ya dönmesi üzerine barıştan vaz geçmişlerdir.

Hannibal’in Afrika’ya dönmesi üzerine Scipio, Kartaca yakınlarındaki ordugahında bin kadar asker bırakarak Bagdaras vadisi boyunca güneye ilerlemiş ve Kartaca’nın ülkenin iç kesimleriyle olan bağlantısını kesmiştir. Bu ilerleme onun, Masinissa’nın getirdiği süvarilerden oluşan takviye kuvvetleriyle birleşmesini sağlamıştır.

Hannibal’in üzerine yürümesi karşısında Scipio Naraggara’ya –Zama- çekilmiş ve Hannibal kuvvetleriyle muharebeye girmek açısından uygun bulduğu bu bölgede Hannibal kuvvetlerini karşılamıştır. İÖ. 203 yılında yapılan Zama muharebesinde Hannibal’in yenilmesi üzerine Kartaca’nın barış istemekten başka seçeneği kalmamıştır.

Zama savaşının yenilgisi üzerine Kartaca, barış anlaşması yapmak zorunda kalmıştır. Savaş tazminatı ödemiş, donanmasını Roma’ya teslim etmiş ve Akdeniz ve İber yarımadalarındaki denetimini geri çekmek zorunda kalmıştır.

III. Pön Savaşı

İlk iki Pön savaşının sonunda Kartaca’nın Akdeniz’deki askeri ve politik gücü kırılmıştı fakat, aradan yarım yüzyıldan biraz daha uzun bir zamanın geçmesiyle, Kartaca yeniden, ama bu kez sadece ticari olarak Akdeniz’de yayılmayı başarmıştır. Ticari alanda Kartaca rekabeti karşısında zorlanan Roma, sorunu askeri yöntemlerle çözmeye yönelecektir. Kartaca’ya bir ültimatom vererek Afrika kıyılarından iç kesimlere çekilmelerini ister. Böylece deniz ticaretinden uzaklaştırılmış olacaklardır. Doğal olarak Kartaca bunu kabul etmez. Böylece III. Pön Savaşı başlamış olur.

İÖ. 149 yılında başlayan savaş, 146 yılında Roma kuvvetlerinin Kartaca kentlerini yakıp yıkmaları, yağmalamalarıyla sonuçlandı. Kartaca halkı tutsak alınarak köle pazarlarında satıldı.
Hannibal çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.